Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Seyyahın Notları: Akdeniz’in İncisi Gelidonya Feneri

Seyyahın Notları: Akdeniz’in İncisi Gelidonya Feneri

Sosyal ağlarda paylaş


Yazar: Erdal BOYRAZ
Tarih: 19/12/2019
Okuma Süresi: 2 dakika

Merhabalar Antalya Gelişim okuyucuları,

Seyyahın Notları başlığı altında sizlere sunduğum gezi notları serimin ikinci bölümünde Akdeniz bölgesinin incisi Gelidonya Feneri’ndeyiz. Türkiye’nin en güzel deniz fenerlerinden birini benimle keşfetmeye hazır mısın?

Özellikle doğa yürüyüşçülerinin ve deniz feneri gezmeyi seven özel ilgi turistlerinin dikkatini çeken Gelidonya Feneri, Antalya’nın Adrasan ilçesinin Karaöz mevkisinde bulunmaktadır. Türkiye Kıyılarının en yüksek deniz feneri olup 237 metre yüksekliktedir. Fener 1936 yılında faaliyete geçmiştir. 1990 yılına kadar sırayla gaz yağı ve tüp  sistemi ile aydınlatılan fenerde günümüzde güneş enerjisi sistemi kullanılmaktadır. Fenerin bakımı ve bekçiliğini 3 kuşaktan beri yapan ailenin son temsilcisi Mustafa Demir’dir.

Fenerin kurulduğu bölge resmi kaynaklarda Taşlık Burnu (Kırlangıç Burnu) diye geçmektedir. İlk çağ kaynaklarında Hiera Akra (Kutsal Burun), Piri Reis tarafından Şile Burnu olarak anılmaktadır. Taşlık Burnu’ndaki deniz akıntıları şiddetli oluşu antik dönemde ve yakın çağda buradan geçen gemilere zorluk çıkardığı bilinmektedir. 1960 yılında burada yapılan ilk bilimsel sualtı araştırmalarında George F. Bass ve ekibinin bulduğu M.Ö 15 yy ait gemi kalıntıları Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergilenmektedir.

Seyyahın Tavsiyeleri

Karaöz’den 4 km stabilize yoldan ilerlediğinizde sağ tarafınızda Korsan Koyu’na inen bir yol göreceksiniz. Araçlarınızı buraya bırakıp fenere çam ormanlarının arasında güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Burada yürüyüşünüz gidiş dönüş yaklaşık 8 km’yi bulacaktır. Yürüyüş yapmak istemeyen arkadaşlar araçlarıyla Gelidonya Feneri tabelasına kadar gidebilirler. Yol buradan patika olarak Likya Yolu’ndan devam etmektedir. 2 km boyunca eğimli olarak devam eden yol yaklaşık 40 dakikalık bir yürüyüş ile fenere ulaşarak tamamlanmaktadır. Likya Yolu’nun en güzel etaplarından birisi Gelidonya Feneri etabıdır. Fenere çıkarken sağ tarafınızda uçsuz bucaksız Akdeniz’in sol tarafınızda çam ormanlarının manzarası sizleri oldukça etkileyecektir. Fenere varmak güzel olsa da Likya Yolu’nda bu parkurda yürümenin keyfi de bir o kadar güzeldir.

Fotoğraf: Yürüyüşünü yaptırdığım grubumuza aittir

Sizlere ayrıca gideceğiniz mevsime göre ihtiyaç listenizi iyi oluşturmanızı tavsiye ediyorum. Sıcak bahar günlerinde özellikle 2 litre su mutlaka çantanızda bulundurun. Bölgede hava çok değişken olduğundan hava durumunu iyice kontrol edip gitmelisiniz. Yağmur ihtimali düşük bile gösterse çantanızda yağmurluğunuzu mutlaka bulundurmalısınız. Kumanyanızı yanınıza almayı unutmayın. Mümkünse trekking ayakkabılarınızı da yanınıza almanız sizler için daha rahat bir gezi imkanı sunacaktır.

Fotoğraf

Özellikle fenerden rakımı biraz daha yükseltirseniz güzel panorama fotoğraf çekme imkanı bulabilirsiniz. Fenerin önünden ve çevresinden fenere doğru güzel pozlar yakalayabilirsiniz. Ayrıca drone çekimi yapmak isteyen arkadaşlar mutlaka rüzgarın şiddetine bakıp gitmeniz gerekiyor çünkü bölge genelde rüzgar almaktadır. İmkanınız varsa gün doğumu veya gün batımını buradan keyifle izleyebilirsiniz.

Gelidonya Feneri’nin doğusunda göreceğiniz ada; Adrasan’nın maldivleri olarak da bildiğimiz Suluada’dır. Hemen önünde gördüğünüz adalar ise Beş Adalar’dır.

Seyahat Notlarım

Seyahat etmenin özgürlük hissi ile doğrudan bir ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Seyahat etmek ve doğada olmak eylemleri bizlere psikolojik bir rahatlık, yenilenme ve yaşadığımızı en derinden hissetmemize sebep olan eylemlerdir. Bu hislerin yanına şunu da eklememiz bizlere yaşanılacak hazzı arttıracağını, anıları daha renklendireceğini düşünüyorum. Seyahat eylemimiz bir hedef doğrultusunda başlasa da, tek odak noktamızı hedefe varmaya yöneltmememiz gerekir. Zira yolda geçen sürenin veriminin arttırılması için; yolun güzelliklerini fark ederek yol aldığımızda, etrafımızı fark etmeye başladığımızda seyahatin bize kattığı öğretilerin zenginliğini arttıracaktır.

Her zaman yolun da hedef kadar güzelliklerle dolu olduğunu unutmamak gerekir.

Önemli bir uyarı eklemek istiyorum. Birçok güzel alanımız gibi burası da çöp tehlikesi altında. Lütfen unutmayalım en azından bizler üstümüze düşeni yapalım.

“Bir deniz feneri olsam,

Güneş ile, Ay ile

Senli benli konuşsam”

demişti Wolfgang Borchert.

Hadi patikaları aşalım, Akdeniz ile senli benli konuşalım.

Yolculuğunuzu ve deneyimlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Hoşçakalın!

 


Sosyal ağlarda paylaş
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?