Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

”Anlamayana, Anlatmak”

”Anlamayana, Anlatmak”

Sosyal ağlarda paylaş

 

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere Hz. İsa’nın unutulmaz sözü olan ”İfhamu men la yefhem” sözü ile karşınıza geliyorum…

Öncelikle isterseniz sizlere yazıma başlamadan önce Hz. İsa dan biraz bahsetmek istiyorum…
Bilirsiniz ki, Hz. İsa peygamberler arasında çok büyük sınavlara çekilmiş ve bu dünyadan öylesine hiçlik makamına doğru ilerlemiştir ki. Ölürken bile Allahtan başkasına yüzünü çevirmemiştir…

Allahta insanlara uyarıcı olarak gönderdiği elçisini bütün zulüm ve eziyetlerden sıyırıp kendi katına ulaştırmıştır….

Hz. İsa hakkında İslami bilgileri en güzel öğrenebileceğimiz kaynak hiç şüphesiz evvela Kurandır…

Ardından şüphesiz Peygamberimizin hadisleridir…

Hz.Muhammed (s.a.v)  Miraç mucizesi gerçekleştiği sırada Hz. İsayı makamında bizzat görmüş ve selamlaşma fırsatı bulmuştur… Hadise hadislere mazhar olmuştur…

 

Hz. İsanın doğumu mucizeler ve birçok doğaüstü olaylarla gerçekleşmiştir…

 

Daha bir bebek iken annesi Meryemin suçsuz olduğunu Allah tarafından söylemiş ve annesinin suçsuz olduğunun şahidi olarak dünyadaki ilk anlaşılmayacak davanın yolunu tutmuştur…

 

Bu dava hiç şüphesiz anlamayana , anlatmak davasıdır…

 

Peygamberler için tebliğ…
Bizler için  emr-i maruf olan bu dava.

İki farklı gibi görünen kelamın aslında bir olduğundan başka bir şey değildir.

Özü itibari ile hakkı batıla tercih etmemek ve hakkı ne olursa olsun savunmaktır.

Bizler için geçerli olan emr-i maruf bu devirde ne kadar zor diye düşünsekte… Hz.İsanın yaşamına baktığımızda bizim mücadelerimizin aslında yetersiz kaldığını bile görüyoruz…

 

Bizler birilerine bir şeyleri izah ederken, nasıl yoruluyor ve bir anda bıkabiliyoruz değil mi ?

Yapacağımız iyiliklerin önüne engele çıktığında ne çabuk vazgeçiyoruz değil mi ?

Netice itibari ”İfhamu men la yefhem” Gibi bir sözün içersine indikçe bizden  çok fazla izler bulmamız muhtemeldir…

Adeta doğruluğu seçmiş herkes için söylenmiş bir sözdür. ”İfhamu men la yefhem”

 

 

İsterseniz hiç vakit kaybetmeden ”İfhamu men la yefhem” cümlesini hep birlikte inceleyelim…

Çevrisi tam anlamı ile ”Anlamayana, anlatmak” demektir…
Hadisenin içersinde de anlıyoruz ki, Hz. İsa ya direk soru soruyorlar…

Bu soru ise tam anlamı ile insanın aklının almayacağı bir örnek barındırıyor.

Bu örneğimiz ”Ölümden” başka bir mesele değildir…

 

Bu dünya geçici yaşayacağımız bir alem olmuş olsada insanların birçoğu ölüme sıcak bakmamaktadır …

 

Bu durumdan ötürü olsa ki, Hz.Muhammed s.a.v bir süreliğine mezar ziyaretlerini yasaklamıştır.
Daha sonra ise ölümü hatırlattığı için ziyaretlere gidilmesini uygun görmüştür.

Ahiret inancının yaşadığı yüreklerde ; ölüm gibi basit bir hadisenin korkusu yerine, sonsuzluğa gidişin huzuru olması gerekmektedir…

Ancak dünya hayatı bizleri bir kez daha kandırmıştı…

 

Hz. İsa ya

“Ölü diriltmekten daha zor ne olabilir?” ki demişler..

Çünkü insan için bu dünyada geri getirelemeyen tek şey candır…
Ne teknoloji , ne para ne de mülk hiç biri; ölen bir yakınınızı asla geri getiremez…

Bundan ötürü ölümden daha zor bir olgunun olmayacağı konusuna varmışlar..

Aslında hepimiz şu üç günlük dünya da ölümün olacağını ve bu dünyanın bir imtihan alemi olduğunun farkındayız….

Lakin çoğumuz ölümü halen kötü birşey sanar dururuz…

Bu konuya en güzel cevabı yine Hz. İsa cevap vermiştir. Ölüleri bile diriltmekten daha zor olan şeyin
“Anlamayana, anlatmak.” olduğunu dile getirmiştir…

 

Bizler için adeta bambaşka bir mucize gerçekleştirmiştir…

 

Peki sizce neden ölüleri diriltmekten daha zordur?

 

Bu konuya biraz kişisel gelişim kolundan inceleyecek olursak. İnsanın kendi içsel yolculuğundaki burhanlarını çözememesinden kaynaklandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

İnsanların muhabbet ve istişare etmesi en doğal ihtiyaçlarıdır.

Muhabbet ortamı bir yana dursun ;  su gibi akan bir selamlaşma bile kurulamayan bir devire çattık.

 

Hz. İsanın sözü gözümüzün önüne sık sık gelmeye başladığının farkındayım.

 

Bu sözü unutmadan bu sözün en güzel özetine bir bakalım isterseniz…

Bu konunda en güzel özeti şüphesiz Sadi Şirazi hazretleri yapmıştır…

” İnsanlarla münasebetin , ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın, çok yaklaşma yanarsın!”

 

“İfhamu men la yefhem” sözünün adeta sözlüğü niteliğinde bir sözdür.

 

Bizler türlü zorluklar çekmiş bir peygamberin sözüne bakarken… İnsanlara karşı umutsuz ve isteksiz yapımızdan kurtulmayı öğrenirken…

Bir yandan da insanlarla sohbet ve iletişimimizin ölçülerini ayarlamış oluyoruz…

Aslında altı çizilmesi gereken iki noktayı da, iki sözün içersin de bulabiliyoruz…

 

 

Lakin iki mühim hadiseyi aklımızdan hiç çıkarmamız gerekmektedir…

Birincisi anlamayana birşey anlatmak. Ölüleri diriltmekten daha zor olduğunun bilgiliğine ermemiz gerektiğidir.

İkincisi ise insanlar ile iletişimin yaşamın devamlılığını sağlayan ateş gibi mühim olduğunun olgunluğa ermektir..

 

Unutmayalım ki sevmeği bile ölçüsünde makbul gören bir peygamberin ümmetiyiz…

İnsanlara birşey anlatırken , yardımcı olurken hatta emr-i maruf sürecinin içerisinde iken bile asla ölçümüzden şaşmamız gerekmektedir…

Unutmayalım ki anlamayana birşey anlatmak ölüleri bile diriltmekten daha zordur….

O yüzden olumsuzluğa ve ümitsizliğe hemen kapılmayalım ve sonuçta peygamberler bile ümmetlerine çoban olarak gelmemişken bizlerin görevi doğru bildiğimizi doğru savunmak ve doğru aktarım içersin olmalıdır…

İki misal hareket metottu muz olsun…

Birincisi Hz. İsa’nın sözü İkincisi açıklaması niteliğindeki niteliğinde ki Sadi Şiraz inin sözü…

 

Berke BATTAL


Sosyal ağlarda paylaş
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?