Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Çanakkale Kahramanı: Mustafa Kemal

Çanakkale Kahramanı: Mustafa Kemal

Sosyal ağlarda paylaş

 

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün masalların raflara kaldırıldığı, ateş başında okunan destanların son bulduğu , sadece kitaplarda okuya bileceğimiz hikayelerin bile kifayetsiz kaldığı bir gündeyiz.

Bugün öylesine bir gün ki hem gerçek hem de hiçbir kavimin ekstra bir şey katmadan anlattığında tüyleri üper üper edecek bir destanın anma günüdür…

Yaşanmış önemli olayların içerisinde hiç şüphesiz en dikkat çekicilerden.

Birisidir Çanakkale Savaşı.

Şu Dünya koskoca dünyaların birbiri ile savaştığını  gördü de.

Bu dünya lakin böylesine hiç şahit olmamıştı.

Adeta dünya ya ahlak dersi ilk kez bir savaş esnasında verilmişti.
Bir millet küllerinden tekrar bir savaşla tekrar doğmuştu.
İmanın, isteğin, arzunun ve devlet sevgisinin ; mermilere, silahlara ve süngülerin önüne geçtiği … Dünya ya bir avuç Türk’ün Topraklarımıza geçmenize izin vermiyoruz seslerinin nidalandığı yerin adıydı
Çanakkale …

Evet bugün sizlere Çanakkale Savaşını anlatacağım … Daha doğrusu anlatmaya çalışacağım…
Ne kadar anlatsak da aslında boş.
Ne desek kifayetsiz.

Övsek , halimize bakıp utanmamız gerek…

Şanlı günü söylemesek de 7 ceddimizin yüzümüze tüküreceği bir hadise içindeyiz…

Şimdi kapatın gözlerinizi ve o anları hissedin…

Hissetmeye şuradan başlayın.

7 düvele hükmetmiş bir imparatorluk düşünün.

Kuruluşu ve kökü daim savaş ve hoşgörü üzerine olan büyük bir kavimi gözünüzün önünüze getirin.

Yeni kurulmuş bir devlet düşünün… içinde isyanlar görmüş, zorluklar çekmiş ve hatta yıkılma ile karşı karşıya dahi birçok kez gelmiş…. Ama hiç ümitsiz kalınmamış. Yüksek şuur ve imanla beylik, devlete devlet ise imparatorluğa dönüşmüştür.

Aslında anlatması kolay kısmı bitirdik.

Şimdi ise anlatması,

En zor kısma geldik.

600 senesini tamamlamaya az vakit kala her şey mi değişir.

Evet …! Her şey değişir…

Öyle bir hava sardı ki yurdun her tarafını adeta güneş elini ayağını çekti ay yıldızlı vatandan…

Öylesine bir hal aldı ki memleketimizin her yeri ağacı küskün , havası kasvetli , insanları ise ümitsiz konumdaydı…

Düşmanın şahlandığı, dostların sustuğu yıllardı…

Aslında hem herkesin bildiği hem de herkesin hiç bir şey bilmediği yıllardı.

Bir zamanlar dünyanın sultanları bizim vezirimize denk sayıldığı yıllar gitmişti, yerine sultanlarımızın hasta dendiği yıllara geçilmişti.

Herkesin hor gördüğü, dışladığı, küçümsediği bir kavim olmuştuk…

Boşuna mıydı bunca emek ?

Bütün dünyanın bizleri bir anda silmesi hiç koymadı da ; hani dostlarımız sizler bir anda nasıl sildiniz bizi…

Haykırışlarımızın zirveye çıktığı yıllardı…
Aslında her şey arka arkaya gerçekleşmişti…. Önce sırasıyla isyanlar, yönetim zafiyetleri, ordunun içine giren siyaset, vasıfsız din adamları, bozuk eğitim sistemi, çözülemeyen ölümler, bilinmeyen yangılar, akıl almayan yasaklamalar.
Bunlar aslında en basitiydi.

Eski devri gitti, yeni bir devir gelmişti.
Üzerimize adeta ölü toprağı serpilmişti…

Islah çalışmaları denenmiş.

Ama ne hacet bir sonuç dahi alınamamıştı…

Sonuçta gayrimüslimlerin kararlarıydı çoğu. Nasıl verim alınacaktı, bizim ise içimizden gelen ıslah çalışmaları ya yüzeysel kalmıştı yada aklıselim kişiler görevlendirilmemişti…

Gidiyor koskoca imparatorluk..!!!

Ey Ümmet-i Muhammed!

Fetret Devrinde yerinden kıpırdamayan balkan halkları bile zapt edilmiyordu artık.

Durum o kadar vahim. Tez yetişmeliydi Mehdi.

Peki, o mehdi kimdi, ne zaman ya da nerede zuhur edecekti. İşte en can alıcı yerlere şimdi geliyoruz…

Artık gemiyi kimse kontrol edemiyor, gemi bir o yana bir bu yana savruluyor.

Bir gün bir darbe oldu.

Başa Alman yanlısı Enver Paşa ve ekibi geçti… . İşler artık birazda Almanları istediği gibi gidecekti artık.

Ambarlarından, askeriyesine , hilafet makamına kadar artık birçok kurum ve kuruluşumuzda onların boruları ötecekti.

Olanlar bir gün İki gemi ile boğazı geçti ve Rus limanlarına saldırdılar. Aynen böyle oldu…

Padişah bile şokta !!!

Koskoca milletin padişahının bile haberi yokken Cihan Harbine girmiştik.

Padişah ayrı şok, halk zaten 1.Süleyman’dan sonra hep şok.

Cihan Harbi diyorum. Sen ben (Almanya,Osmanlı) Siz hepiniz( İngiltere,Fransa,Rusya,Yunanistan,İtalya…) Ne olacak peki şimdi? Olacaklar belli değil mi ?

Biz ortada kaldığımız için herkes bize vuracak.

Dost bildiklerimiz bile düşman olacak.

Düşmanlarımız her geçen gün daha da azacaktı. Etrafımızda hiçbir kul kalmayacak, Allah ile baş başa kalacaktı.

Öksüz Türk’e boyna Cepheler açılmıştı hepsini kaybediyordu. Ama direniyordu yalan yok. Artık bıkmıştı düşman bir an önce Türk kalkmalıydı tarih sahnesinde diyordu.

işte tamda bu sırada Çanakkale Cephesi akıllarına geldi. Buradan başkentte varırsak savaş direk biter dediler. Topladılar bütün şer güçlerini, gayrimüslim, Müslümanları bile kandırıp çıkardılar karşımıza. Anlatması zor ama bilmeli Türk tarihini.

Bombalandırmaların arkası kesilmiyor, tekbirler ile taaruza kalkan askerlerden geri gelen olmuyordu.

Gidiyor koskoca İslam, geriye kalmayacaktı Türkün adı.

Son saldırı ve son fetih idi onlar için. Ama durun bakalım birde Allah’ın bir planı vardı.
Allah nurunu tamamlayacak sözü Kurandan çıkıp fani dünyanın içerisinde hayat bulacak ve yer yerinden oynayacaktı.

Bunu da öylesine birine vesile edecekti ki o zamanlar kimse dahi akıl sır erdiremiyecekti. Bu şahıs Mustafa Kemalden başkası olmayacaktı tabikide …

Artık yeleli aslanın tarih sahnesine çıkma vakti gelmişti. Düşmanın defedilip. Ay yıldızlı bayrağın altında cumalar cem edilmeliydi…

İşte bu zor süreçte Allah bin kere razı olsun. Muhammed ikbal Hintli müslümanlardan azımsanamayacak derecede para toplayıp, Devletimize gönderdi.

Mustafa Kemal gibi düşünen halk eşlerine son bir kez bakıp koyuldu cepheye…

Büyük Bir Seferberlik başlamıştı…

İlim sahipleri medreseye gider gibi gidiyordu cepheye….

Unutmasınlar Savaş Bizler İçin Düğün Bayramdır … Hoş gelirler Toprağımıza Defnelip Giderler…!

Son mermiler, bombalara varıncaya kadar savunma cephesinde direnme inancı yerleştirildi yüreklere.

Artık ya son şafaktı ya da daim hep karanlıktı.

Savaşımız zor ve çetin geçiyordu, imanlı bir ordu vardı lakin yönetebilecek zeki bir komutana da ihtiyaç vardı.

İşte bu sırada tamda Mustafa Kemal yavaştan tarih sahnesine adım atıyordu. İlk günden beri verdiği talimatların ve öngörülerinin teker teker çıkması sonucunda. Artık anlaşıldı ki tek ümit oydu. Öylesine gözlem ve analizler yapıyordu ki, şuanda bile bizleri şok etmeyi başarıyor.

Hepinizin bildiği gibi diğer süreçler birer birer gerçekleşti. Mustafa Kemale büyük yetkiler verildi.

Denizlere mayınlar yerleştirildi, tekrardan keşfi yapılıp yenileri bir daha konuldu.

Düşman boş gemilerle şaşırtma yapmayı denedi ama Mustafa Kemal paşa geminin ağırlık hesapları tespit edip . Bu gemilerin aldatmaca olduğunu hemen anladı. Bunlar boş gemidir… Diye hemen haykırdı.

Dolu olmuş olsalardı… güvertelerin suya sağlam batması gerekir demişti….. Ve ardından

Hepimizin bildiğimiz en önemli  mevzilere askerleri yerleştirdi.

Bundan sonra savaş iki koşulda olacaktı.
İlki deniz ardından kara şeklinde…

İki şiddetli bir savaş olacaktı.

Denizi aşamayanlar, karadan aşmayı deneyeceklerdi… Ama İngiliz kralının da dediği gibi 100 yılda bir gelen bir dahi Türklerin safındaydı. Bu savaş ile Türk milletinin kolay bir lokma olmadığını bir kez daha anlayacaklardı.

Çünkü Bizlerde Mustafalar tükenmezdi.

Savaşı kazanmak ile kalmadık…

Birçok ülkenin kaderini değiştiren sonuçlara yol açtık…

Ve Türkün gücünün neler yapabileceğiniz Dünya gösterdik…

 

Aradan
104 yılda geçse şunu halen bilmiyorlar ki, bu millet bağımsızlığı canından çok sever.

Başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamaktansa ölmeyi tercih eder.

Bu 4 Bin yıldır böyle süre gelmiş, kıyamete kadarda böyle gidecek şanlı Türk kavminin töresidir.

.Dünde böyle idik. Şimdide. Yarında böyle olacağız.

Kimse ile alıp veremediğimiz yoktur.

Ama devletimize göz dikildi mi! Dünyayı karşımıza alacak isim ile bezenmiş olduğumuzu gösteririz.

Biz ismimizi şiirlerden değil. Tanrı Dağından gelirken yanımızda getirdik…

 

İşte böyle sevgili okuyucular,
Çanakkale öylesine bir gün ki her çocuğumuza; okuma, yazma öğretilmeden bu hadiseler öğretilmelidir.

 

Tarihimiz doğru bilinmeli ve başarı gösteren herkes hak ettiği değeri almalıdır….
Bu savaşın içerisinden hiçbir şehit ve gazi çıkarılamayacağı gibi
Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’te çıkarılamaz. Nitekim savaşlar komutanlar olmadan yapılamaz…
Allah başta Mustafa Kemal olmak üzere aziz şehitlerimize ve gazilerimize rahmet eylesin.
‘’Yurtta Sulh Cihanda Sulh’’ ( Mustafa Kemal Atatürk)  Sulh Dünya topraklarında Daim olsun… İnşAllah
Berke Battal

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?