Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Değişim

Değişim

Sosyal ağlarda paylaş

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere genellikle birçok insanın aşırı derece kapalı olduğu bir tutumdan hatta bir oluşumdan bahsedeceğim…

Bu oluşum öylesine bir şey ki herkes olması gerektiğini biliyor fakat çoğu kişi bu oluşum karşısında laftan öteye gidemiyor…

Oluşumların ve hatta yenilikleri yegane sığındığı liman bu kelimede toplanıyor ancak bu limana gemiler ziyaret etmeye biraz çekiniyor…

İstiyoruz ancak ulaşamıyoruz.

Hedefliyoruz ama sayısız engellerle boğuşmak zorunda bırakılıyoruz.

İyilik temennisinin ince manasında şeri tadıyoruz…

İşte o kelimemiz… ” Değişim ”

Bilirsiniz ki değişim kelimesi çok güçlü bir kelamdır…

Aklımıza ilk getirdiği çağrışımlar bile birçok insanı tedirgin etmeye yeterde artar.

Öylesine güçlüdür ki , bu kelime çoğu bu kelimeyi zikretmeye cesaret edemez…

Değişim kelimesi, değişimin gerektiği  koşulların karşısında olan kişileri bir hayli tedirgin eder. Çünkü değişim gereken yerde şüphesiz ciddi bir kokuşma ve bozulma vardır. Bunun kokusunu alır ve bozulmanın zararını görürsünüz lakin ses çıkarmamanız için ellerinden geleni yaparlar. Çünkü sizin değişim isteğiniz o bozulmuş ve kokuşmuş ortamdaki zatların nasibini yok edecek ve yeni düzende eski hallerini bulamayacaklardır…. Onların tek ümitleri ve rızıkları o kokuşmuş ve bozulmuş ortamlarıdır…

 

Evvela şunu bilmeliyiz ki korku ile yenilik kelimesi bir arada olamaz..

Genellikle yaşlı zümremiz yenilik,devrim ve değişim kelimelerine pek sıcak bakmaz. Çünkü gelişen teknoloji, bilgi ve çağa ayak uydurmakta gençler kadar aktif ve esnek olamazlar…

Onlar ancak eski mevcut düzeni çağa uydurmaya  ve ölünceye kadar böyle kalmasını temenni içersinde bulunup dururlar hatta yetmez birde öyle bir nesil aşılarlar ki zihinleri genç ama ruhları yaşlıdır onların fiziksel yaşlılardan bir farkı kalmamıştır artık…

 

Değişim hangi şartlarda  gerekli?

Değişimin şartları ne olmalı ?

 

Öncelikle köklü bir değişimi talep edebilmemiz için ortada ciddi bir sorun olması gerekmektedir. Yani mevcut sistem ya da düzenin artık işlevselliğinin bitmiş veya bitme noktasına gelmiş olması gerekmektedir…

Ufak sorunlar ıslah çalışmaları ile düzele bilir ancak kurumuş ot asla yeşermez…!

Onu koparıp onun yerine yenisini ekmeniz mutlak suret ile gerekmektedir.

 

Peki, değişim nasıl olmalıdır…

Öncelikle değişimi yapma bilmeniz için mevcut kitleyi değişimi neden yapmanız gerektiğine  ikna etmeniz gerekmektedir. Bu değişimin amaç ve ülküsünü önceden tespit edip hangi alanda kullanacaksınız bu işi bilen ve tecrübeli kişilerle istişare etmemiz gerekmektedir. Daha sonra bu değişimin getirisi ve giderini iyicene analiz etmeli, tarafsız bir görüş ile son kez değerlendirilmelisiniz.

Değişime öncelikle siz inanmalısınız…

İliklerinize kadar yaşamalı ve amacınızın hizmete dönük olmasını ülkü edinmelisiniz…

 

Hayatınızdaki tembellikten kurtulmak istiyorsanız… Alacağınız değişim kararları sizi uykusuz, sıktın, moralsiz ve isteksiz duygunlarınızı üstünüze serpe bilir ama siz pes etmezseniz günün sonunda çalışkan bir birey olup eski konumunuzdan daha iyi yerlere gelirsiniz…. O değişimin sizlere neler kattığını ancak değiştikten sonra tam anlamı ile anlaya bilirsiniz…

 

Misal bir sendika, dernek, vakıf  veya  parti lideri değişimi düşünüyorsanız…

İşte bu nokta da saydığım kriterleri göz önüne alacaksınız. İnce eyleyip sık dokuyacaksınız…

Tabanınızın görüşlerini alacaksınız. Anketlere, grafiklere önem arz eden resmi belgelere itibar edeceksiniz. Çatısı altınızda bulunduğunuz mecranın yetersizliği ve bilinçsizliği aktif süreçte seyir ediyorsa işte tamda sizin için değişim kelimesi gerekmektedir…

Koşullar ve resmi süreç sizlerin dahilinde ve sizin lehinize ilerlemektedir.

 

Bir görüş altında toplanan kişiler görüşlerini güzel ifade edebilir…

Ama o görüş altında güzel sandığınız kelimelerde tabanı her geçen gün içten içe eritebilir..

Sizleri farkında olmadan asimile ve hatta görüşünüz olmayan doktirinlere mahkum edebilirler…

Körü körüne bağlılık ancak köleliği orta çağdan günümüze getir sevgili okuyucular…

Değişim en başlıca mihenk taşı bilinçtir…

Bilinç olmazsa yanlış zamanda yanlış yerde ; yanlış koşulda yanlış kişilere hizmet etmiş olursunuz…

 

Normal Koşullarda mevcut olduğunuz partiniz, sendikanız ve dernekleriniz mevcut halleri sizi rahatsız etmez.

Çünkü siz orada siz orada olma nedeninizin esas nedeni sizin görüşünüzü en iyi yansıtan mecra olmasındandır.

 

Lakin tam tersi ise…!

 

 

Yani sizi temsil edenlerin artık sizi temsil edememesi zihninizi kurcalamaya başladıysa.

O zaman değişim kelimesi ilk aklınıza gelen kelime olmaz mı ?

Hele ki sizin gibileri bu kuruluşların içersinde geniş tabanı işgal ediyorsa.

Yeni isimler ve yeni hedeflerinin oluşturulması yalnızca birkaç telefona ve mesajlaşmaya bakmaz mı ?

 

Unutmayın eğer değişimden korkarsanız… Sizi temsil eden kişiler asla gitmezler..

Hiç makam bir kişiye ait değildir…

Görevini layıki ile yapmayanlar  temsil ettiği topluluğa ihanet edenlerdir….

 

21.YY Bizlere kattığı en yegane şey hakkımızı savunma konusundaki bilincimiz ve idrakimizdir. Hakkımız olanı öğrenmek bir tuş kadar yakındır.

Günümüzde bize ait olan şeyleri sorgulamamız ve araştırmamız. Yenilik ve değişim hayranları haline getirmektedir. Bu sürecin önünde de kimse duramaz…

 

Unutmayın değişimin önünü tıkamaya çalışanlar her zaman kaybederler…

Hele ki böyle bir çağda.

 

Doğru bir değişim tembeli çalışkan yapar.

Vasıfsız başkanın yerine vasıf başkanı getirir.

Dünü bugüne taşır.

Ve her şeyden önemlisi çağı ve anı yakalamanıza yardımcı olur…

Yeter ki değişimin önünü korkularla tıkamayalım…

Değişim bizler için korkulacak bir kelime hiçbir vakit olmamalıdır…

 

Ne diyor Şems-i Tebriz-i ‘’Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?

Bütün yazımın özeti şu kısacık sözdür aslında…

Dilerim değişime daim açık olur…

Hayatımızın her alanında’’ An’’a ayak uydurmayı ilke ediniliriz…

Bağlı olduğumuz düşünce kuruluşlarının ve görüşlerimizi ifade ettiğimiz mecralarında geride kalmamasını sağlarız…

Her şeyden öncesi bizler hayat sahnesinde geri planda kalmamayı başara bilen bireyler oluruz…

Esen kalın, mutlu olun , olumlu değişimlere açık olun…

Berke BATTAL


Sosyal ağlarda paylaş
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?