Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Kadın’ın İslam’daki yeri

Kadın’ın İslam’daki yeri

Sosyal ağlarda paylaş

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere kadının İslam’daki yeri hakkında naçizane fikirlerlerimi ve düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Aslında bu konu kadınlarımızdan önce erkeklerimizin bilmesi gereken bir konudur.

Çünkü İslam’ın içersin de kadın hiçbir zaman ikinci sınıf bir vatandaş olmamıştır.

Hiç bir koşulda önemini yitirmemiştir.

Bu tür olayların,

Olmaması içinde önemleri 1400 yıl önceden Kuran-ı Kerim ile şifrelenmiş ve koruma altına alınmıştır.

Ne yazık ki 21 yy da bizler kadınlarımızın hakları ve özgürlükleri ilgili çeşitli savunmalar ve kaynaklar sunmak durumundayız.

Ne acıdır ki dünya ya gelmiş iki bireyin ; kıyamete doğru bir birey egemenliğine dönüşmesiniz seyrediyoruz…

Ne acıdır ki özgür ve hür yaratılmış bir beşerin elinden alınmak istenen bir hayatı var…

İsterseniz lafımı çok uzatmadan ben sizlere kadınlarımızın esas ve gerçek yerini izah edeyim.

20. yy aydın düşünürlerinden Muhammed İkbalinde izah ettiği bir husus vardır ki, bu husus günümüzdeki birçok sorunu izah ediyor aslında.

isterseniz izahını dikkatlice okuyalım…

”İslam çeşitli kültürlerle karşılaşırken kaşıkla aktarım yapmış ; kepçe ile aktarım almıştır diyor.” Muhammed İkbal

Yani İslam’ın kültürlere karışmaya hakkı vardır bundan hepimiz hem fikiriz değil mi ?

Lakin ortada ciddi bir durum var.

İslam’a kültür girmesi doğru mudur ?

Aklıklara hemen şu soru geliyor.

Peki , yaşadığımız şey hangisi ?

Yani

Hangisi İslam Kültürü ?
Hangisi Irk Kültürü ?

Eğer kadınların horlandığı, dışlandığı ve eve kapatıldığı bir husussa bu İslam’ın kültürü olamaz.

Çünkü İslam’da kadın hiçbir zaman geride kalmamıştır.
Geride ve arkada olduğunu idda edenlerin şu hikayeleri esaslı bir şekilde okumasını tavsiye ederim…

Hz. Muhammed (s.a.v) ilk vahiy gelir gelmez. ilk eşi olan Hz. Hatice’nin yanına gitmiştir.
ilk kime bu kutsal bildiriyi anlatıyor dikkat edin.
Hz. Hatice annemize.

Yani bir kadına.

İlk vahyinin gelmesinin yüksek ışığı istemsiz bir şekilde, Hz. Muhammedi şaşırtacak ve eve gelir gelmez Hz. Hatice den bizzat üstünü örtmesini isteyecektir.

Daha sonra kendine gelir gelmez. Olayları bir bir anlatıp; Allah ın kendisine verdiği görevlerden bahsedecek ve bizzat ilk inan olması belki de kalbinde defalarca geçirecektir.

Peki, bu durumda Allah ın yaratmış olduğu kadın ne yapacaktır.

Tabi ki de ilk inanlardan olma şerefine kendi tercihi ile girecektir.

Bilakis Hz. Muhammed ile evlenmesi kendi tercihidir zaten.

Evlilik teklifini yapan kendisidir.

Ve Rüyasının peşinden gidip uyanma şerefine de bizzat Hz .Hatice annemiz bir kadın olarak layık olmuştur…

Peki ,inandıktan sonra neler oldu ?

Dilerseniz birde o Yıllara gidelim…

İslam’ın ilk yıllarıydı,

Hz. Muhammed namaz kılmak için Kâbe ye gitmek isteyecektir.

Lakin daha yeterli inan ve destekleyen bir taban olmadığından bu yapacağı iş çok zor olacaktır.

Çünkü sağlam bir taban müşriktir o yıllarda Mekke’de…

Müşriklerin şiddet ve zorbalıkları bir yana tehdit ve fiili hareketleri de bir o kadar ileri vaziyettedir ki.

İş zarar verme sorunlara dönüyordu…

Devreye yine Hz. Hatice girecektir.

 

İşte o muhteşem kadın.

Evet yanlış okumuyorsunuz. Bizzat Allah ın erkek için yarattığı gerçek bir kadından bahsediyorum.

Hz. Hatice aşiret kızıdır.Bundan dolayı maddi durumu da Mekke içerisinde hayli vakti sayılır konumdaydı.

Müşrikler ondan baya çekinir ve o varken Hz. Muhammed e sataşmaya cesaret edemezlerdi.
Hz. Muhammed Kâbe de namaz kılarken bizzat Hz. Hatice annemizde yanına giderdi. Ve birlikte Allah’ın huzuruna varırlardı.

 

İslam’da Kadın Hz. Hatice olmaktı.

Kıssalardan kalbe, kalplerden ise günümüze gelen; dişilikten sıyrılıp kadın olmanın erdemliliğine ulaşmış muhteşem kadın.

 

Aylar yılları kovalarken olanlar olmuştu.

Bakınız bir kadının yapabileceklerine..

Hz. Muhammed insanları kurtarmak için var gücü ile çalışmaya koyulmuş, insanların putları aracı ve şefaatçi koymamasını söylemiş.

Yalnız Allaha ibadet, yalnız Allahtan yardım istemelerini tebliğ edip durmuştur.
Lakin doğru söyleyeni dokuz köyden kovulur misali.

Hz. Muhammed ve inananlar ambargolara maruz kalmıştır.

Paralarıyla bile yiyecek alamayacak konuma gelmişlerdir.

Lakin Hz. Hatice yine tarihin önünde sahneye çıkacaktır.

Müşriklerin karşısına çıkıp son parasına kadar Müslümanlar için erzaklar alacaktır.

Ve cesurca onlara ”Allahtan korkun paramızla bile bize yiyecek vermiyorsunuz.” yakınlarını müşriklerin kulakların içinden beyinlerine uzanan bir balyoz edası yaratacak sözler sarf edecektir.

Ben kadın kelimesini duydu mu ürperirim. Çünkü aklıma önce Hz. Hatice gelir.

Ömrünü Hz. Muhammed e yardım ve destek ile geçirir.

Türlü çileler ve zorluklar çeker.

Zenginken fakirliği tercih eder.

Sevdiği eşini bir ömür yalnız bırakmaz.

Sonra yaşlı bedeni artık bu dünyanın vazifelerinden sıyrılıp Allaha doğru yola çıktığı vakit hissiyatı ile de son bir fayda daha dokundurur Hz. Muhammed e.

Miraç !!!

Yanlış duymadınız.
Miraç.

Hüzün ayıdır iki akrabasını arka arkaya kaybetmiştir.

Hz. Muhammed.

Üzgün ,bitkin olmuştur ama inancından ve takvasından hiç ödün vermemiştir.
Allah bu haline rahmet eder ve onu yaşarken huzuruna çıkarır.

Kutsal yerleri gösterir, arşı ve semaları dolaştırır. Cinleri ve Melekleri bizzat yerlerinde ve vazifelerinde görür.
Siz dolaylı yönden deyin, ben ise bizzat.

Bu işin tamamında aşkın hem beşeri hem de ilahi buluşması yoksa bende hiç bir şey bilmiyorum.

Hz. Hatice annemiz ölmüş gibi dursa da aslında ölmemişti.

Hz. Muhammed ölünceye kadar unutamayacak ve her hatırladığında gözünden yaşlar gelecek ve onu bir ömür kalbinde taşıyacaktır.

Dilerim ahirette ilk karşılaştığı o olur ve orada daim Allah ile olurlar.

Yıllar geçecek. Hz. Muhammed Hz. Haticeden aldığı izin ile evlenecektir.

 

Ve İlk kez kendinden küçük ve daha önce kimse ile evlenmemiş Hz. Ayşe ile evlenecektir.

Onların başından geçen kısa bir hikayem daha var dilerseniz onu da size anlatıyım.

Böylelikle bu hikayelerle sizlerde kadının İslam da ki yerini daha iyi görmüş oluruz.

Hz. Ayşe annemiz ile evliyken bir gün yaşlı bir kadın.Kapılarını çalacaktır…

Hz. Muhammed bu kadını görünce üzerindeki giysiyi çıkarıp altına koyacak ve onu çok iyi ağırlayacaktır.

O kadın gittikten sonra; Hz. Ayşe kadının kim olduğunu soracak.
Hz. Muhammed de Hz. Haticenin eski bir arkadaşı olduğunu söyleyecektir.

Kadının İslam’daki yerini görüyormusunuz?

Eski bir arkadaşın oturması için altına serilen peygamber kıyafetinden bahsediyorum.

Lakin günümüzde öylesine yanlış kültürler ve hurafeler doldu ki biz hanımlarımızı bir dişilik mertebesine indirdik ve onlardan çok şey bekledik. Hepte nefsi arzumuz için.

Aslında kadınlar bir bitkiydi nasıl ilgilenirse öyle dallanır öyle budaklanırdılar.
Biz kadının değerlerini bilemedik.

Bilen peygamberimiz miraca çıkmışken.
Biz dünya ya hapis olduk.

İşte böyle sevgili okuyucular.
Bir yazımda sonuna gelmiş bulunmaktayım.
Dilerim kadınların önemini, yerini ve değerini bu hikâyelerde iyicene anlamışızdır.

Burada Veda Hutbesindeki şu sözü de hiç akıllarımızdan çıkarmayız İnşAllah:

‘’Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. ‘’ Hz. Muhammed (s.a.v)

Dilerim bütün kadınlara Allah ın emaneti olarak görür. Saygı duyar.
Kendi eşinize de Allah ın hediyesi şeklinde yorumlar baş üstünde tutarsınız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?