Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Kelimelerin Zaferi

Kelimelerin Zaferi

Sosyal ağlarda paylaş

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere öyle bir konu seçtim ki inanın hem size şifa olacak hem de bana….

Dilerseniz hiç vakit kaybetmeden

Bu haftaki konum kelimelerin zaferi ile sizleri baş başa bırakayım…

Kelimelerin zaferi öyle bir güce sahiptir ki insana aşılmaz dağları aştırır, yıkılmaz denen kaleleri yıktırır.
Bu zafer , zaferlerin şahıdır hatta şahın başka bir şaha duyduğu hürmettir…

Velhasıl kelam kelimeler ile birine dokunmak şu ömrümüzde elde edebileceğimiz en güzel duygulardan biridir.
Duyguya bakmanızı tavsiye ederim. Her seferinde aynı şekilde oluşan şu duyguya baksanıza.
İstisnasının oranını bilemem ama göz ile görünür bir çoğunluk var ortada.
Kelimelere sığınış hep ilk aşk ile başlar…

Âşık olan herkes ilk aşığın yaptığı şeyi yapar ve kelimeler ile karşısındakini etkilemeye kalkışır.

Yani Kelimelerin Zaferine sığınır…

Aslında dışarıdan baktığınızda hiç öyle birine benzemez demi ?

Yani şiir yazacak ya da sözleri kağıtlara dökecek birine benzemez.

Ama aşkın ona kattığı utangaçlık ve çekimserlik onu bambaşka âleme doğru çeker ve onu orada en süper şair yapar…
Artık o kendi dünyasının en meşhur şairi olmuştur.

Onun değerini başta annesi olmak üzere kimse bilmezken , bir tek kalbi ona sahip çıkar ve yazmaya devam der….
Yazıları da ona sahip çıkar ve ortaya bir şair çıkarır.
Aslında onun büyük adım olmasında yazıların çok emeği vardır.

Yazılarını yeri gelir kimse beğenmez ama o pes etmek nedir bilmez ve yazmanın zaferine doğru son sürat ilerler…
Açıkçası umutsuzluk ve hayal kırıklıkları bir bıçak gibi batar ilk başta aşkın açtığı kovuğa ama nafile ölmek vardır dönmek yoktur artık.
O yazılar nihaili zaferine kavuşacaktır…
Ya o kız okuyacaktır ya da takdir edecektir.

Tek beklentisi kızın yüzüne bir kere bakıp kendisini ispatlamaktır…
Çok masumca bir şey değilmidir ?

Ben size bugün saf ve temiz duygularla yazılmış olan yazıların zaferinde bahsedeceğim….
Bu kişiler artık öyle şeyler yazar ki kim ne derse desin onlar kendi âlemlerinin havuzundan başka âlemlerin denizlerine çoktan geçiş yapmışlardır.
Bir millete sözleri yeter de artar.

Çünkü bu kişiler bir toplumun en üst ahlak ve inançlarına uygun aşık olmuşlar ve sözlerin içersine girip girip çıkmışlardır. Bu kişiler bir yandan toplumun nabzını tutarken bir yandan da sevdiklerini başka severek özgün aşkın temellerini eserleri ile ortaya çıkarmışlardır…

Onların Sevgisi öylesine kâğıda geçmiştir ki başkaları ölür ölür dirilir ve şu sözü yanında bulunanlara şöyle derler : ‘’Nasıl olurda bir kere dönüp de bende seni seviyorum dememiş ya yanında ki kıza.’’
Bir toplum olarak adeta düşman oluruz o kıza…
Aslında durumlar biraz farklıdır.
Yani,
Şairinin tüm eserlerini sanki birini tavlamaya çalıştığı için yazdığını sanırız ya işte en büyük hatayı da orada yaparız.

Aslında tüm eserlerini ona yazmıştır doğrudur lakin onu kandırmak için değildir.
Tam tersi sevdiğini karanlık yollarda yalnız yürümemesi için yazmıştır.

Onu karanlık sokaklarda yalnız bırakmamak için yazmaya devam etmiştir.
Anahtarı eline alıp kapıya doğru eğildiğinde belini bir ipek kumaş ile örtmek için sonlandırmıştır.
Evin içersine geçerken önüne çoktan terlik koymuş.
Her şeyden önemlisi ilk nasılsın? Sorusu çoktan sevdiğine sormuştur ve bunların hepsini ufak eski , püskü bir kitabının içersine iki mısralık şekilde sıkıştırılmayı başarmıştır.

Aslında çok şey olmuştur ve bitmiştir…

Aramızda kalsın ama biraz önce bahsettiğim o sihirli dünyadan kadının haberi yoktur…

Yani karanlık yoldan yine yürür kadın, karanlık sokaklarda evine doğru kıvrılır günün stresini atacak o rahatlatan sesi duymak ister ama…
Velhasıl bunların hiç biri gerçek olmaz…

Günümüzde bütün çiftler birbirinin aşklarına özenir ve onlar gibi olması gerektiğini söyler ama kimse hayallindeki özgün aşk için mücadele etmez daha doğrusu şairine kimse destek olmaz…

Doğru kelimede belki de budur?
Şairine kimse destek olmaz…

Aslında şairin yazılardan çok yapması gerekende vardır.
Çünkü kelimelerin zaferi icraatta saklıdır.

Kelimelerin zaferi esasen kendi âleminde olduğun gibi onun âleminde de etkili olmakla başlar.
Bunu en iyi bilen defterler eskiten şairdi ama elden ne gelir ortada şairine sahip çıkmayan bir sevilen var…

Kadına da haksızlık etmemek lazım. Birçok şeyin farkındadır aslında.
Misal yanında hep bir ruh hisseder, yürüyen bir çift ayakkabı ve her şeyden önemlisi bir gizli dua…

Şairin yapması gereken şeyi Üstat Necip Fazıl Kısakürek en güzel şekilde izahı şu şekilde etmiştir. ‘’Sevdiğini belli et; gizlemek başkalarına fırsat vermektir.’’

Aslında bu söz kelimelerinin zaferinin önünü tıkayan tüm engelleri aşmak için söylenmiş efsane bir sözdür…

Evet, her şey çok basitti Ahmet Kayhan’ın da dediği gibi : ‘’ Bütün yapman gereken aklınla kalbin arasındaki o bir karışlık mesafeyi birleştirmektir.’’

İşte o zaman nihaili zafer kelimelerin azmi ile şaha kalkar ve ne bir başkasına fırsat tanırsınız ne de yalnız lafta kalırsınız…

O bir karışlık mesafe aşıldı mı ?

Bütün mesafeler ortadan kalkar ve âleminizdeki yazılar usul usul gerçeğe dönüşür işte o zaman kelimelerin zaferini bir ömür boyu kutlarsınız…

Kelimelerin zaferi için yapmamız gereken özgün sevgimizin içinde saklı.

Yeter ki bu sevgi için cesaretimiz ve mücadele veren bir sabrımız olsun…

Berke Battal


Sosyal ağlarda paylaş
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?