Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Kendi Nasreddin Hoca kitabınızı bulun

Kendi Nasreddin Hoca kitabınızı bulun

Sosyal ağlarda paylaş

Hepimiz bir hayat meşgalesi içindeyiz. Ve bu yaşam mücadelesi her zaman çıkış şeklinde ilerlemiyor. Dinamikler, ihtiyaçlar, alanlar ve koşulların değişmesi duraklama ve düşüş dönemlerini de beraberinde getirebiliyor.

Hedeflerimize giderken sadece sonuç odaklı olmak yerine yolun kendisini sevmek bununla birlikte bu yola neden çıktığını kendine hatırlatmak koşulları sağlandığında sonuca giden süreci otomatikman kısaltmış oluyoruz.

Karşımıza çıkan sorunlar ile ilgili (herkes hangi sorun çıktıysa karşına onu düşünsün lütfen) kendimize şu soruları soralım lütfen!

– Bu sorun benim hayallerimden daha mı büyük?

– Bu sorun geçmeyecek, yaşamımın tüm kalanını etkileyecek güçte mi?

– Bu sorunu atlatmak ile ilgili aklıma gelenler dışında başka bir çözüm yolu olabilir mi? Göremediğim başka durumlar olabilir mi?

– Bu sorunun çözümünde bana yardımcı olabilecek koşullar neler ve kişiler kimler?

– İçinde bulunduğum stres doğru düşünmeme ve sonunda doğru karar vermeme engel teşkil ediyor olabilir mi?

Evet, bu sorulara verilen yanıtlar direkt sorununuzu çözmeyebilir, ancak çözüme giden yolu açacaktır. Çözüm tohumunu ekecektir .

Hem bir adım attık mı gerisi çorap söküğü gibi gelmez mi?
Karar verdikten sonra geriye sadece bu onurlu mücadeleyi sürdürmek kalmaz mı?

Yolunuzu sevin, vazgeçmeyin.

İlkokula giderken koşu yarışmasına katılmıştım, bir 23 Nisan’da… Oraya çıkarken belki 1. olmayabileceğimi kabullenmiştim. Rakiplerimin hızını, kararlılığını bilmiyordum. Ama karar verdiğim bir şey vardı. “Oraya çıkıp ne kadar hızlı koşabildiğimi göstermek, elimden geleni değil fazlasını yapabileceğime inandığım yüreğimi ortaya koymak.”
Yarış başladı.
Bağcıklarımı yeterince sıkı bağlamamıştım. Hızımı düşürdü.
5. dakikaydı galiba ayakkabının tekinin ayağımdan fırlayışı…

Birkaç saniye kaldım olduğum yerde. Rakiplerim beni geçmişti. Arkalarına bakmamışlardı bile.
“Tamam” dedim “Tamam, koşullar aynı değil. Ama siz de aynı değilsiniz” Diğer ayakkabıyı çıkarıp attım ve son gücümle koşmaya başladım.
Şimdili gibi neredeyse pürüzsüz yapılan asvaltlar gibi değildi tabii ki yollar.

BEN BİRİNCİ OLARAK TAMAMLAMIŞTIM BU KOŞU YARIŞINI!

Ayakkabım yoktu ama, cesaretim yüreğim vardı.

Anneme baktım, bi yüzümdeki gülümsemeye bir ayaklarımdaki kana bakıyordu.

Ayaklarım kanamıştı. Farketmemiştim oysa ki koşarken…

Yarış tamamlandı ve ödülüm bir Nasreddin Hoca kitabıydı.

Bir Nasreddin Hoca kitabı….

Daha doğrusu o gün oradakiler öyle sandı. Bir Nasreddin Hoca kitabı… O gün çok daha fazlasını kazandım ben.

Ne zaman çıkmazda hissetsem bir Nasrettin Hoca kitabı alırım elime…

Kendi Nasreddin Hoca kitabınızı bulun. Ve ASLA VAZGEÇMEYİN!

Sibel Çetin

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?