Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Lavanta Deresi ve Salda Gölü

Lavanta Deresi ve Salda Gölü

Sosyal ağlarda paylaş

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere kurak yamaçları lavanta tarlalarıyla süslü, dağları kekik, mercan köşk, adaçayı, ve daha nice faydalı bitkilerle dolu olan Burdur’umuzun  güzelliklerinden bahsedeceğim… Bol bilgili ve öğretici bir gezi yazı bizleri bekliyor. Dilerseniz hiç vakit kaybetmeden gezi yazımıza başlayalım…

20 yıldır Antalya’da yaşan birisi olarak . Burdur’a ilk kez 22 yaşında gitmiş bulunmaktayım. Sanırım aklımda Burdur hep bir araba ile maksimum yarım saatte gezilebilecek bir yer olarak kalmasından olacak ki… Ekstra bir özelliği hep yok sanmıştım. Bu ön yargımı yakın zamanda kırmaktan bir hayli memnun kaldım açıkçası… Benim Burdur’a ilk gidişim bir hafta önce katılmış olduğum bir tur sayesinde oldu.
İyi ki de katılmışım ve ön yargımı yıkmışım…

Antalya’da yaşamanın en güzel yanlarından biride hiç şüphesiz gezmeye değer yerlerin bir tur mesafesi kadar uzak  olmasıdır..
Antalya da gezmek istiyorsanız eğer uygun fiyatlı turlar bulmanız çok kolaydır… Açıkçası ailecek katılmış olduğumuz turu bizler… İnternet sayfasındaki reklamlar aracılığı ile bulduk.
Karşımıza çıkan reklam sayfasını detaylıca incelerken… Programın gezi cetvelinin çok dolu ve eğlenceli olduğunu fark ettik… Hiç vakit kaybetmeden yerlerimizi ayırttık… Ve cuma günü sabahın ilk ışıklarında yollara koyulduk. Malum gezi cetvelimiz bir hayli dolu ve yoğundu. En az üç ilden geçecektik… Turun erken  kalkması ve plandaki bütün organizasyonları,  katılanlan yolcularına yaşatması gerekmekteydi. Bizi acente görevlisi Erdal Boyraz Beyefendi karşıladı. Sıcak ve samimi bir ortama sahip olan turumuz , adım atar atmaz o günün keyifli ve güzel geçeceğini bizlere iliğimize kadar hissettirdi. Hemen hemen herkesle o anda kaynaştığımız turumuzda yolculuk boyu bizi yeni arkadaşlıklar ve güzel bir keşif bizleri bekliyordu. Acente görevlimiz bizleri sıklıkla her gideceğimiz yerlere varmadan takriben 30 dakika önceden bilgilendiriyor ve bizlere kısıtlı süremizi nasıl daha verimli kullanabileceğimiz konusunda bilgilendiriyordu… Açıkçası ilk defa seyahat edeceğiniz bir yere tur ile gitmeyi planlıyorsanız… Uzman bir acente görevlisinin sözleri sizler için altın değerinde olabiliyor…

Bizim şansımızdandır ki alanında uzman bir görevliye denk geldik…

Gezi programımıza göre ilk varacağımız yer , Karacaören Barajı dinlenme merkeziydi. Karacaören Barajının yakınında köy kahvaltısı hazırlayan, büyükçe bir lokantada öncelikle kahvaltınızı yapıyorsunuz… Etrafın manzarası ve zengin açık serpme kahvaltısıyla da birlikte hem karnınızı hem de gönlünüzü bir güzel şekilde besliyorsunuz… Isparta Davraz turuna katılanlar bilir genellikle kahvaltı tura dahilse mutlaka Karacaören Barajının orada yaptırtılır…  Hem sakin hem de huzurlu bir doğası olan Karacaören Barajı inanın gezmeye ve kahvaltı yapmaya değer bir yerdir…

 

Tahmini 40 , 50 dakikasınızı burada rahat bir şekilde kahvaltı yaparak geçiyorsunuz … Burada ihtiyaçlarınızı gidebilir ve aynı zamanda uzun sürecek yolculuğunuz için yanınıza atıştırmalık bir şeyler alabilirsiniz.

Evet, kahvaltımız bittiğine ve tüm ihtiyaçlarımızı karşıladığımıza göre sıradaki durağımız… Sosyal medya üzerinde gördüğümüz Mosmor Lavanta tarlalarıydı… Karacaören Barajından Lavanta Tarlarına varıncaya kadar … Nice köylerden, mahallelerden geçen aracımızın içerdinden sıklıkla fotolar çektik ve Burdur’un köylerini memleketimizin köylerine bir hayli benzettik…

Aslen Aydın / Kuşadası doğumlu olsamda.. Ailemin büyük bir çoğunluğu Germencik’te yaşamaktadır. Geçtiğimiz köyleri Germencik’in köylerine çok benzettim.

Bir arkadaşım hep derdi aslında … Ülkenin bir çok köyüne gittim! Berke…Doğusu, Batısı, Güneyi , Kuzeyi hiç fark etmez… Köylerimizin hepsi aşağı yukarı hep birbirine benzer…

Onun sözünü,  bu gezimde daha  iyi idrak ettim… O vakit Burdur’un Köylerinden … Şanlı Urfa / Harran’da ikamet eden Mustafa Kardeşime selamlarımı iletiyorum… Memleketimizin köyleri birbirine gerçekten de çok benziyormuş …

Aracımızla uzunca bir yol gittikten sonra nihayet ilk Lavanta Tarlasına Varıyoruz… Bu arada öncelikle karşınıza köylülerin kurduğu stantlar çıkıyor … Ardından köylü kadınların kurmuş olduğu  lokalde çay , kahve içme fırsatı buluyorsunuz… Geliri tamamen derneğe kalan bu lokalde kahve içmenizi tavsiye ederim… Girişte bölgede yaşayan köylüler , gelen herkese öncelikle  kendi yapmış oldukları lokumlardan , kolonyalardan  ikramlarda bulunuyorlar ve herkese hiç sıkılmadan ürünleri nasıl yaptıklarını ,nasıl işledikleri ve hatta nelere fayda sağladığını uzunca anlatıyorlar.
Bu arada köylülerle  uzunca sohbet etme fırsatım oldum… Çoğu turların köylerine uğramalarından bir hayli memnunlar… Köylerinde yetiştirmiş oldukları lavantalarının öyle bir değerlendirmişler ki… Aklınıza gelip , gelmeyecek her şeyi üretmişler…
Şöyle ki , kozmetik alanından tutun yiyecek ve içecek alanına kadar bir çok yeni keşiflerde bulunmuşlar… Bilindik olarak ; sabun , parfüm , losyon, esans , yağ ,aroma vb. şeyleri rahatlıkla sizlere saya bilirim… Bana sıra dışı gelen şeyler ise ; Lavanta taçları , bağları , ekimlik filizler , lokum , çayı hatta el işi örmeler ve işlemelerde dahi lavantayı kullanmış olmalarıydı bir de lavantalı gazozu da unutmamak gerek…

 

Yolunuz bir gün İnşAllah düşerse … Bölge halkının Sıcak kanlılığını ve cömertliğini görme fırsatınız olur… Orada iyi niyetten ve hoş sohbetten bir hayli huzurla doluyorsunuz…

Ayrıca bu arada alacağınız  ürünleri de  birinci elden alacağınızdan, ürünleri yüksek kaliteye ve düşük ücrette temin etmiş oluyorsunuz….. Yolunuz düşerse mutlaka ; lavanta bağı, lavanta tacı ve lavanta çiçeğini almayı unutmayın… Ayrıca Lavanta çok su isteyen bir bitki olmadığında ilk kez burada öğrenmiş oldum… Bir ön yargım daha Lavanta diyarında  kırıldı… Aklımda mosmor bağlar halinde olan lavantanın çok su ister bir bitki olduğu kalmıştı… Meğersem su ile alakası yokmuş..

Yol boyunca ilerlerken bir çok alanın kurak ve kuru olduğuna şahit oluyorsunuz… Sadece Lavanta Tarlarının dibinde sanki hayat varmış gibi bir his sizi sarıp sarmalıyor… Bunun nedenini Acente Görevlimiz Erdal Bey bizlere esaslı bir şekilde anlattı…
Bölgede eskiden keçicilik bir hali yaygınmış ancak 90’lı yılların sonunda çıkan bir yasa ve bildiri ile keçilerin erozyona neden olacağından…  Bölgede aşırı bir keçi azaltışına gidilmiş. Halkta süt ihtiyacını karşılaya bilmek için İskandinavya’dan getirttirilen büyük baş hayvanları almaya mecbur hale gelmiş… Ancak bölge aşırı derecede kurak olmasından ; bol yeşillikli bitkiler olmadığından… Büyük baş hayvanları doyurmak mümkün olmamış… Bölge halkı; sık sondajlar ve kuyular açarak… yonca , pancar vb. bitki üretimine yönelmişler ancak… Bilgisiz bırakılan halkın bu yaptığı hareket çok büyük bir sonuca sebebiyet vermiş… Burdur’umuzun belki de en önemli Dünya Miraslarından biri olan Burdur Gölünün zarar görmesine neden olmuş..

Hatta böyle devam ederse. Birinci dereceden sit alanı olan Salda Gölü ellerimizde kayıp gidebilir… Yok olma eşiğinde olan bu göl için aslında bölge halkı ve doğa severler duruma el atmışlar…

”Lavanta Ekim Projesi”
Evet yanlış duymadanız Lavanta Ekimi…
Bölgemiz yeşillikten ve orman yapısından bir hayli uzaktır. Lavanta Ekim alanlarını inceleme fırsatı bulursanız… Etrafın kurak ve ağaç çeşidi bakımından seyrek olduğunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz…
Ancak son zamanlarda düzenli şekilde bilinçlenen halk bom boş yamaçları mosmor lavanta bitkileriyle doldurmuşlar… Bunu duymak ve yerinde görmek açıkçası beni çok memnun etti..
Öylesine verimli bir bitkiymiş ki…. Hem kurak diyarlarda yetişiyormuş hem de su hiç istemiyormuş…
”Devrim Niteliğinde! İlaç Gibi Adeta”
Bakımı ve masrafı az olup katma değeri  bir hayli yüksek olan lavanta,  şuanda bölge halkının adeta göz bebeği durumunda… Köylüler hem toptan fabrikalara satıyorlar hem de gelen turistler için kendileri özel olarak birinci elden ürünleri hazır ediyorlar…
Uzun süren yolcuğumuzu güzel ve yararlı bilgilerle dolduran acente görevlimiz Erdal Beye teşekkürlerimizi sunduğumuz sırada… İkinci tarlamıza da gelmiş bulunuyorduk.,

İkinci tarlaya girmeden sizleri öncelikle şu yazı dikkatiniz çekecek…

Not : Lütfen Tarlanın İçerisindeki Lavantaları Koparmayınız!

 

Yazımızı okuduysak, şimdi istediğimiz her yere girip çıkabiliriz. Burada da bize ayrılan süre ilk tarlamızda olduğu gibi yine 40, 50 dakika arası oluyor … Bu tarlamızda da bol bol fotoğraf çekilebilirsiniz… Dinlebilirsiniz… İlk tarladan almayı unuttuğunuz bir şey varsa buradan temin edebilir ve çayınızı , kahvenizi manzara eşliğinde içebilirsiniz…


Bizler için  ayrılan vaktin tekrardan  sonuna gelmiş bulunuyorduk…

Yeni durağımıza gitmek üzere tekrardan aracımıza biniyoruz… Turları hepiniz bilirsiniz… Bir iki durak gittikten sonra herkes hemen hemen arkadaş olur…

Kaynaşır ve birbirlerine almış oldukların şeyleri ikram etmeye başlarlar… Bizim turumuzda da aynen öyle oldu… Herkes hemen hemen her durakta yeni şeyler alıyor ve arabamız her geçen gün daha da lavanta ile doluyordu. Herkes birbirine ikramlarda bulunuyordur … Sanki O ekip kırk yıldır birlikte geziyormuş havası vardı …

Yeni  durağımız… Doğal yaşamı koruma merkeziydi… Aslında bölgenin kalkınmasına ve yatırımların gelişmesi konusunda buranın çok büyük emekleri var..
Burası yırtıcı hayvanların tedavi edildiği… Avcıların yaralı bıraktığı ya da doğuştan sakat olan canlıların korunduğu ve tedavi edildiği bir merkezdi…
Merkezimizin  içerisine girer girmez bizleri öncelikle merkezimizin içersin de bulunan en yırtıcı hayvanların heykelleri karşılıyor. Kurt , kartal en dikkat çekici heykellerin başında yer alıyordu  hiç şüphesiz…

Benim gibi Kurt aşığı olan bir insan…

Orada fotoğraf çektirmeden duramazdı…

Merkezimizin birde güzel bir sunum alanını mevcuttu. Merkezimize girer girmez. Merkez içersinde çalışanlar bizlere burası ve çevre hakkında bir sunum vermek istediklerini söylediler… Bizlerde sunum alanına doğru yola koyulduk … İçeriye girer girmez bizleri Lavanta çayları ile karşılayan uzmanlar…

Bizleri daha ilk dakikadan memnun etmeyi bildiler … Aslında lavanta işin “sırrı” Kokusu ve içeriği insanı gerçektende aşırı derecede sakinleştiriyor ve mutlu ediyor …

Gerek ürünler hakkında bilgiler ,  gerekse bölge halkının bilinçlenmesi için yapılan çalışmalardan sıklıkla bahseden görevliler adeta işlerine aşkla bağlıydılar…

Bölgedeki hayvanların korunması ve hatta nesli tehlikeye giren bitkilerin üretilmesi konularına varıncaya kadar çok detaylı bir sunum verdiler … Sorduğumuz her soruyu cevapsız bırakmayan … Bizleri iyi bir şekilde ağırlayan görevlilere ne kadar teşekkür etsek azdır…

Ayrıca sunum alanımızın içersinde …

Satışa Hazır ; Kekik yağları , gül yağları , lavanta esansları ; Bitki Çayları  , içecekler ve yiyecekler bulunmaktaydı…

Etrafımızdaki  her şey doğal ve el ürünüydü..

Gelirleri tamamen kuruluşa kalan bu yerde. İhtiyacınıza uygun ürün almanız esaslı önceliğiniz olmalıdır.

Ancak karşınızda bir hayli fazla doğal ve organik şeyler bulunduğundan. İlk başta aklınıza hepsini almanız  gerektiği his doğması normaldir . Ancak bu başarılı bir tüketici profili değildir… Sunumu yapan Hanımefendi bizleri bu konuda da çok güzel ve net bir şekilde aydınlattığı için  buradan teşekkürlerimi bir kez daha kendisine sunmak isterim… Ürünleri sepete koymadan önce, satış uzmanınıza neye ihtiyaç duyduğunuzu ya da ne tür bir hastalığınız olduğunu söylemeniz gerekmektedir. Çünkü ürünler doğal olduğu için içersin de bozulmasını engelleyecek hiç bir katkı maddesi bulunmamaktadır.  Kullanma süreleri bir hayli kısıtlı olan ürünlerimizi kısa sürede kullanmalı ve bozulmaması için dolapta muhafaza etmeliyiz.

Ürünlerinizi aldıysanız… Hemen dışarıda sizleri ev yapımı Lavantalı Dondurmalar bekliyor olacak… Etrafı dolaşmak isterseniz .. Kartal , Şahin , Leylek ve daha nice yırtıcı ve göçmen kuşları koruma altında görebilirsiniz… Tamamen doğal koşullarda tedavileri yürütülen hayvanların iyileşmesi için elinden geleni yapan, sağlam bir gönüllü kadro burada çalışıyor… Doğaya dönebilecek olan hayvanlar … Zamanı gelince doğaya salınacak olanlar salınıyor ancak ciddi yaralanma ya da doğaya ayak uyduramayacak durumda olan hayvanlarda anne şefkati ile burada ömürlerini geçiriyorlar..
Doğasever ve hayvansever birisi iseniz buraya gerçekten bayılacaksınız… Açıkçası önümüzdeki sene ben gönüllü olarak burada  çalışmayı dahi düşünüyorum…

Bize ayrılan sürenin bir kez daha sonuna gelmiş bulunmaktaydık.
Buradan sonra en büyük tarlamız olan ”Lavanta Deresine” doğru harekete geçtik…
Lavanta Deresine”

vardığımız vakit bizleri uçsuz bucaksız bir Lavanta Tarlası karşıladı… Tur olarak birlikte bir noktaya kadar gidip toplu fotoğraflar çekindik … Ancak hiç kimse tarlanın sonuna kadar gitmeye cesaret edemedi…

Lavanta Tarlasını ikinci en önemli kuralını sizlere hatırlatmam gerekiyor .. Arılara bulaşmamanız  gerekmektedir.

Lavanta Tarlalarında aşırı derece arı bulunmaktadır. O yüzden benim gibi ileri derecede arı alerjinin varsa çok açılmamanızı ve bağlara çok ellememenizi tavsiye ederim… Burada da tahmini 30, 40 dakika daha kaldıktan sonra… Son durağımız olan

” Salda Gölüne ” doğru harekette geçtik…
Salda Gölüne daha gelmeden etrafının temizliği ve duruluğu  sizi kendisine hayran bırakıyor . Birinci Dereceden sit alanı olan Saldan Gölü civarında yerleşke bulunmamaktadır. Kapalı bir havzaya sahip olan bu gölümüz ne yazık ki… Yazımın başında  saymış olduğum etkenlerden dolayı hızla kuruma ve kirlenme riski altındadır… Bizlere düşen görev Dünya Mirasımızı korumaktır. Ne kadar bilinçli olursak zarar görmesini o kadar aza indire biliriz…

Gölde yüzmek , fotoğraf çekinmek ve hatta killi toprak ile yüzünüze maske yapmak serbesttir.
Ancak unutmayın ki, Salda Gölü kapalı bir havza olmasından ve  killi bir toprak yapısı ile de bütünleşmesinden ötürü , gölün her tarafında ; küçüklü , büyüklü bataklıklar mevcuttur… Yüzmek istiyorsanız kalabalığın olduğu ve bataklık olmayan yerlerde yüzmenizi tavsiye ederim… Ayrıca gölün her tarafında nemli topraklar vardır. Ailecek gideceğiniz bu yerde  çocuklarınızı kesinlikle kendi başına gezmesine izin vermeyin.

Ufak bir kaza geçirmiş kardeşiniz olarak söyleyebilirim ki..

Etrafın killi toprak olmasından dolayı köşede duran ufak su birikintisini dahi  size zarar verebilir… Aslında En tehlikeli bataklı görevini oralar görmektedir. Köşede ufak bir kil birikintisinden, şişeme kil almak için… Ayağımı soktuğum birikintide kendimi belime kadar kile batmış halde buldum… Çevredekilerin yardımıyla çıktığım o yerde…

Beş dakika önce bir çocuk kendi başına oyun oynuyordu. Ailelerimizin ve tüm vatandaşlarımızın bu tür bölgeler konusunda ciddi bilgilendirmeye ihtiyacı vardır. Hem Devlet tarafından tedbirler alınmalı… Hem de aileler daha fazla dikkatli olmalıdır…

Son olarak gölde yüzdükten , killendikten sonra …. Bizleri oranın meşhur yöresel pazarı beklemektedir.

Burdura has… Yiyecek ve içeceklerin satıldığı tamamen doğal olan bu pazardan gönül rahatlığı ile alışveriş yapabilirsiniz…. Burada size sayısız ikramlarda bulunacak bölge halkı… Sizi kendine bir kez daha  hayran bırakacaktır..

O güzel insanlarla vedalaştıktan sonra…
Yorucu ama bir o kadar keyifli bir günün sonuna geldiğimizin farkına varıyoruz…

Tahmini 2 saatte yakın bir dönüş yolculuğumu bizi bekliyor olacak…

Arabanızın içi Lavanta Tarlası gibi kokarken, etle tırnak gibi  olduğumuz arkadaşlarınızla gelecek haftanın planlarını yapmanın mutluluğu içersin de evinizin yolunu tutuyoruz…
Gezmeyi , doğayı ,hayvanları ve köy yaşamını seven birisi iseniz buraları gezmenizi şiddetle tavsiye ederim…
Lavanta Tarlalarından Tüm Okuyucularıma Lavanta kokusunca  Selamlar….
Berke BATTAL


Sosyal ağlarda paylaş
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?