Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Maskeler

Maskeler

Sosyal ağlarda paylaş

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere hayatımızda tanıdığımız kişilerin aslında birçoğunun onlar olmadığından bahsetmek istiyorum…
Yani aslında her gün birçok insan ile tanışıyoruz ve farkında olmadan birçok mecraların içerisine seyir ediyoruz. Lakin yan koltukta oturan başkandan, köşede duran çaycı ya ve hatta mekânın sahibine varıncaya kadar her şeyin sahte olduğunu çayımızı bitirdikten sonra anlıyoruz…

Çayın iyisi demli içilir der birçoğumuz. Ben ise demli çaydan sonra insan anlaşılır derim…
Lafımı uzatmadan konu başlığım olan İnsanlardaki Maskeler üzerindeki araştırmam ve gözlemleri sizlere sunmak isterim.
Aslında bu konuları kendi aramızda çok sıklıkla dile getiriyoruz. Lakin bu konuların üzerini de bir hayli aynı hızla kapatıyoruz. En hüzünlü anımızda tekrar tekrar açıyoruz. Bir yara gibi deşiyoruz, oyuyoruz ve kanatıyoruz.
Çünkü canımız yanıyor sahte insanlardan…
Laflarımız ve sözlerimiz kifayetsiz kalıyor onca sahteliğe karşı.
Ne desek boş
Ne söylesek gereksiz geliyor o an hepimize…

Baştanda söylediğim gibi sahte bir varlığa ne söylesek boş…

Farkında olmadan bu becerileri kazandılar aslında. Onlarında fazla bir suçları yok.

Şöyle ki, toplumun ve iyi yetişmemiş aile bireylerinden geçen kötü genler bir miras gibi damarlarından adeta bütün uzuvlarını ele geçirmiş vaziyettedir.
Zor bir durum ama kendileri bunun farkında maalesef değiller.
Tabi, farkında olmadıkları için onlarında fazla suçları yok.

Birde şöyle bir durum var her; adatılan, ayrılan ya da yarı yolda bırakılan karşındakini sahte olmak ile itam ediyor.
Yani önü aslında baya açık bir hakaret ya da laf gibi de düşüne biliriz…

Peki, sahte Kişilik nedir?
Maskeler nasıl takılır ?

Gözlemlerime dayanaraktan en güzel örnekleri sizlere şu şekilde ifade edebilirim.
Olmadıkları gibi görünen ya da olamayacakları bir hale girenleri kapsayan bir tasvirdir.
Şöyle ki, Mevlana aslında bu durumu çok net bir şekilde 7 öğüdü içerisinde sonuncusu ile açıklık getirmiştir. İsterseniz gelin hatırlayalım son öğüdümüzü.
‘’Ya Olduğun Gibi Görün Ya Da Göründüğün Gibi Ol.’’
Bu söz aslında bütün şu yazımın özü şeklindedir. Bütün meselede budur aslında.
Sahte kişilerde olmayan iki özellikte bunlardır. Ne oldukları gibidirler ne de göründükleri gibiler…
Onlar olamadıkları bir kişilikle çözemedikleri dünyevi bedenlerine hapis olmuş zatlardır.
Çıkış bulamayan, olumsuzluğun istekleri ile daim boğuşan ve mutlu ve pozitif insanları içten içe hep bir ateş gibi gören kişilerdir.
Onlardan faydalanmaya ama zaman gelince de har ateşi soğuk suyla söndürmeye meyilli kişilerdir.

Tartışmalardan, atışmalardan çok güzel sıyrılırlar ve bütün suçu sizin üzerinize yüklememiş Allahtan bile fazla suç ve dert yüklerler.
Çünkü kendileri o sırada bütün gelişmişlikleri ve güzellikleri topladıklarını düşünürler.
Çünkü onlar öyle kılıflara bürünmüşlerdir ki onların hayat hikâyeleri, düşünceleri ve yaşadıkları çok ağır ve yalnız onlar yaşamışlardır. Size gelince işler fazlasıyla değişir…
Bu tür insanlardan ilk tanışmalarda iyi enerji alsanız da zamanla iticilikleri artar ve peşi sıra egoları artarken , bütün oklarında size doğru yöneldiğini hissedersiniz…

İşte o vakit bütün özüne yolculuk eden zatların yaptığını yapmanız gerekmektedir.

Allahın selamı ve sorulan sorulara samimi cevaplar aslında onlar için yeter hatta artar.
Gerisi de bizi çok fazla bağlamaz.
Bize okları yöneltmiş kişiye yapacağımız en güzel davranış merhametli davranmaktır.
Bırakın eğri olanı, o belasını bulur bizler elif gibi dimdik duralım.
Hepimiz kendimizden mesulüz bunu unutmayalım bizler bu altın öğütler yeter….

İlişkilerimizin de bizzat tam içerisinde olan bir konudur.
Arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan sıklıkla duyarız; ‘’Onu tanıdığımı sanmıştım, o olduğunu sanmıştım.’’ Diyen sözler hepimizin ezberinde olan konuşma replikleridir.

Bir kişiyi tanımak gerçekten zor bir durumken.
Bir de tanıdığını sandığınız kişinin aslında o olmadığınızı öğrenmek ne kadar zor düşünsenize…
Aşk için bir ömür harcamak gerekir doğrudur. Altına imzamı atarım ama sahte insanlara ayrılacak bir dakikamız dahi kalmadığını düşünenlerinde içersindeyim…
Özüne sıkı sıkıya bağlı insanlara hasret kaldık vesselam…
Çok özledik onları, bilmiyorum çok uzaklara mı gittiler acaba ?

Maskelerini sık sık değiştiren insanlardan beklide yorulup uzak diyarlara doğru gitmişlerdir.
Ne dersiniz…

Peki, bu kadar sahte kişilikler içersinde nasıl yaşıyorlar?
Aslında yaşadıklarını sanıyorlar. Gerçekte büyük bir boşluğun içersindeler .
Şöyle ki bir kız beni şu şekilde davranırsam beğenir, bir topluluk beni şu şekilde hareket edersem kabul eder. Şeklinde benliğini oluşturursa biri azizim. işte gerçekten bütün hayatına yazık eder…

İnsan her daim kendi olmalı ve bundan asla ödün vermemelidir.
Özgün olmak demek ya da özüne dönüş demekte yanlış anlaşılan ayrı bir konudur.
Özgün ve Öz olmak kişinin kendisi olması ve bu yolda kendini bulabildiği gibi olmasıdır.
Yanlışları bırakmayı kabul edip , doğru yolunun peşinden giden kişi olmaktır.
Hakikatin peşinden giden kişi olmayı azmetmektir.
Terbiye ve edebin sırrına eren hatta gönüllere samimiyetiyle yerleşen kişilerdir.
Bu kişiler için ekstra bir kişilik ya da maskeler gereksizdir.
Onlar oldukları gibi olmalarına onlara yeter de artar.

Bir kişi hakikatin peşinden gittiği vakit hiç şüphesiz iftiralar ve zorluklar peşini tabiki de bırakmayacaktır. Ama o kişi yılmazsa elbette mükâfatını da hiç şüphesiz görecektir.

Bu işler böyledir.
Özünü koruyan başkalaşmaz ve hep sıra dışı biri olarak anılır.
Kıp kırmızı bir lale bahçesinde beyaz bir lale her zaman dikkat çeker.
O lalenin diğerlerinde başka olmasın altında yaratılış gayesi de mevcuttur.
Lalenin duruşunu bilmesi de…
Unutmayın bu hayat bir başkası olmaya çalışmak için çok kısadır.
Şu kısacık hayatımızda gelin kendimiz olalım.
Bizi seven elbette ki biz olduğumuz için sevecektir.
Maskelerimizi çıkaralım ve kendimiz olalım…
Sevgi ve saygıyla…
Berke BATTAL

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?