Antalya'da gelişime dair her şeyi burada keşfedebilirsiniz...

Seçim sürecinin ardından

Seçim sürecinin ardından

Sosyal ağlarda paylaş

Herkese merhaba…Ülkemizin kaderini belirleyen bir süreci daha geride bıraktık. Kimimiz desteklediğimiz partinin yoluna devam etmesiyle mutlu, kimimiz umutlarımızın boşa çıkması nedeniyle üzgün ve buruğuz. Kendi adıma bu süreci tamamen siyasetten uzak ve tarafsız bir bakış açısıyla değerlendiriyorum iki gündür. Sayfamda her görüşten arkadaşlarım var ve tamamen kutuplamış durumda olan büyük bir kitle mevcut. Aslında objektif ve spiritüel bir bakış açısıyla yaklaştığımızda bu süreçten çıkarabileceğimiz dersler var. Ben dualitenin bir parçası olmaktansa nötrde kalarak almam gereken mesajları alıp değerlendirmeyi tercih ediyorum. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim naçizane. Hadi bakalım, bizim için hangi noktalar tekamül niteliğini taşıyan mesajlar içeriyor, birlikte irdeleyelim mi?

1. Şu an ülkemiz “iyi ve kötünün savaşı” gibi benzer söylemlerle kutuplaşmış durumda. Oysa ki bir çoğumuz şunu çok iyi biliyoruz : Dualite, yani, kutuplaşma tamamen zihnin bir oyunudur. Evrende iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi zıt kavramlar yoktur. Herşey bir denge ve uyum içerisindedir. Dualiteyi biz yaratırız. Ve görünen o ki bir kez daha yarattığımız bu kutuplaşmaya inanıyor, savunuyor ve farkında olmadan, tamamen safiyane duygularla negatife hizmet ediyoruz. “Bir” olmamız gerekirken hızla bölünüyoruz. Tıpkı karanlık-aydınlık dualitesinin özünde karanlığın, aydınlığın bir parçası olduğu gibi iktidarıyla, muhalefetiyle hepimiz bu cennet vatanın insanıyız, her birimiz aynı kaynağın ışığını taşıyoruz. Bu gerçeği gözardı etmememiz gerekiyor.

2. Bu süreçte kendi adıma gördüğüm en önemli çıkarım şuydu : İnanç, saf sevgi ve teslimiyet kazanıyor her zaman. Nasıl mı? İktidar partisini destekleyen kitle liderine tereddütsüz inanıyor, koşulsuz bir sevgiyle teslim oluyor. Buna biat deyin, sürü psikolojisi deyin, ne derseniz deyin. Nasıl tanımladığınız evrenin umurunda değil. O, onca bireyden yayılan frekansın yoğunluyla ilgileniyor ve çekim yasasını hızla çalıştırıyor. Ve sonuç bu inanmış kitlenin lehine sonuçlanıyor. Muhalefeti destekleyen grup ise her ne kadar inançla, farkındalıkla hareket etmiş olsa da bu inancı ve teslimiyeti kalbe indirmeyi başaramıyor maalesef. Öncelikle öğrenilmiş bir çaresizlik var; “ne yaparsak yapalım masada kazanacaklar” bilinci. Bu tereddüt, korku, endişe farkında olmadan teslimiyete ve saf inanca blokaj koyuyor. Yapılan onca meditasyon, edilen dualar diğer grubun yaydığı frekansın yanında zayıf kalıyor. Ve maalesef kaçınılmaz olarak istenilen sonuca ulaştırmıyor.

3. Spiritüel konularla ilgilenen, dini inançları kuvvetli bir çok arkadaşım şunu çok iyi bilirler : “Olan her şey bizim ve bütünün hayrınadır.” Bu seçimde “kaybeden taraf” diye bir şey yok aslında. Ya da şöyle söyleyeyim, bu sizin düşünce yapınıza ve bakış açınıza göre değişir. “Kaybettiğini” düşünenler; Eğer Ol’ anı kabule geçer, ilahi plana teslim olursanız, yani, bu konudaki değişim ve dönüşümü sevgiyle kendi içinizde başlatırsanız uzun vadede isteklerinize ulaşmanız kaçınılmazdır. Öte yandan; 3.boyut algısıyla “başarı kazandıklarına” inanan güruhun da Yaradanın ego, bencillik ve sevgisizliğe hoşgörüsü olmadığını hatırlamalarında fayda var. Karşılıklı yüksek bilinç sağduyuyu ve dengeyi beraberinde getirecektir.

Dediğim gibi, bunlar benim kendi adıma yaptığım çıkarımlar. “Ne yapalım, koyun gibi susalım mı?”, “saçmalamışsınız”, “size iyi uçuşlar” tadındaki yorumlarınızın beni etkilemeyeceğini ve herhangi bir tartışmaya girmeyeceğimi bilmenizi isterim. Kendi adına, bütünün hayrına ve benim göremediğim çıkarımları olan arkadaşlarımın güzel katkılarını bekliyorum. Olan herşeyin uzun vadede ülkemizin ve bütünün hayrına olduğuna dair inancımızı hiç kaybetmeyeceğimiz bir süreç diliyorum. Sevgiyle…

 

Sezin Sezik


Sosyal ağlarda paylaş
Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?